ALİ ŞERİATİ'NİN TOPLUM ZİNDANI

 

Ali Şeriati, İnsanın Dört Zindanı adlı kitabında insanı cebr altına alan dört saikten bahseder: Tarih, Doğa, Toplum ve Benlik. O’na göre sosyolojistler, insan üzerinde egemen olanın toplumsal çevre ve toplumsal düzen olduğu fikrindedirler. Ali Şeriati, sosyolojistlerin “ben”i ortadan kaldıran bu görüşünü eleştirir; der ki evet toplum insanı belirler ama siz toplumun insanı belirlemesini mutlaklaştırarak “insan”ı hiçleştirdiniz: “Ben eğer cömert isem, ya da çok gayretli ve kahraman isem, feodalite (derebeylik) düzeni içinde büyüyüp olgunlaştığım içindir. Paragözün biri isem, burjuvazi (kentsoylu düzeni) içinde doğduğum içindir. Ata binip pala sallayan biri isem aşiret (boy) düzeni içinde yaşadığımdan dolayıdır (...) Demek ki ben kötü olmuş isem, bende kötülüğü yaratan veya seçen toplumsal çevredir, iyi olmuş isem bende iyilik durumunu yaratan ve beni buna çağıran yine toplumsal çevredir, benim işim değildir. Sosyolojizm (toplumbilimcilik)de birey (fert) yoktur. İnsan seçebilen bir “ben” olarak var olamaz. Her birey toplumun onu ortaya getirdiği gibidir. Şu halde bu kimseler insan değildir, çünkü artık seçim yetenekleri yoktur (ŞERİATİ, 1985: 53- 4). Şeriati, sosyolojistlerin bu görüşlerine kısmen katılıyor. “Toplumbilimi’n geliştiği ve yaygınlaştığı ölçüde, toplumsal ilişkilerin ve sınıfsal ilişkilerin kavrandığı ölçüde, Yönetim (Hükümet) ve Siyaset Felsefesi’nin anlaşılması ölçüsünde, bireyin toplumsal bilince varması ölçüsünde (...) Toplum’un ürünü olan insanlar Toplum’u biçimleme durumuna gelebilir”, der (ŞERİATİ, 1985: 69). Şeriati ilerlemeci bir toplum zihniyeti ile, bilimin gelişmesi ile zindandan çıkış olacaktır, fikrini savunuyor. “Toplumsal düzenler karşısında seçim yeteneğine sahiptir. Yadsıyabilir ve seçebilir, benimseyebilir, kuşku duyabilir. Üretim düzenleri, sınıf ilişkileri, aile ve topluluk ayrıcalıkları, bunların tümü bilinçli çağdaş insan karşısında artık eskisi kadar güçlü değildir” der (ŞERİATİ, 1985: 70).

Ali Şeriati’nin bilimsel gelişmeye olan bu inancının oldukça iyimser kaldığını söyleyebiliriz. Bilimin ilerlemesi ile bırakın toplumu, kendimizi dahi değiştiremeyeceğimiz ortadadır. Modern toplum, “baskı altına alıcı buyruklar” üretmiştir. İş buyruğu, sosyal güvenlik buyruğu, araba sahipliği buyruğu, moda buyruğu, hijyen buyruğu, dengeli beslenme buyruğu, TV seyretme- internet kullanma buyruğu, üniversiteyi bitirip master yapma buyruğu, ila ahir. Ali Şeriati, “üreten bir toplum”dan “tüketim toplumuna” evrilen modern insanın çiftçi- zanaatkar olmaması için “zorla özgürleştirilmesi” meselesine uzak kaldı. O, 90’lı yılları göremediği için, insanlığın tıpkı Avrupa’daki gibi feodalizmden sanayi toplumuna yürüyüşünü tarihin mukadder kanunu gibi algılıyordu. Dünya düzeni, 90’lı yıllara kadar işçilerin insanca yaşama haklarını teslim etmemekte kararlı bir duruş gösterdi. Ancak 90’lı yıllardan sonra “Tek Boyutlu Bir Dünya” kuruldu ve kapitalizm, sosyalizmin “yeryüzü cenneti” vaadinin tüm içeriğini benimsemiş gibi davranmaya başladı. Marx’ın Kapital’de anlattığı proleter, günde 16 saat çalışmaktaydı. Bugün haftalık çalışma, azamî 45 saat. Marx, Kapital’de 35 yaşında ölen bir emekçi neslinden bahsediyordu; bugün modern devletler emeklilik yaşını 65’e çıkarıyorlar. Ali Şeriati’nin bilimsel bilgi ile toplumun zindanından çıkılacağı öngörüsü tutmadı. Bütün dünyanın endüstriyelleştirilmesi de yeni bir toplum zindanı halinde geldi. Kapitalizm sokaklarda köpek gezdirmeyi modernleşmeye uygun gördü ama otoyolda at koşturma düşüncesini dehşetle reddetti. Borsa binalarına boğa figürleri işledi ama “kentte bir inek” ile geçim tutmaya tahammül edemedi.

Denebilir ki, kapitalizmin Marxizmin politik argümanlarını içselleştirmesi bir başarı mı oldu? Hayır hiç de öyle olmadı. Kapitalizm, inançları ve değerleri olmayan bir toplum getirdi. Zenginlik ve haz göstergelerinin altında derin bir mutsuzluk ve öfke birikti. İnsanı uzun senelerce çalıştıran, bir türlü serbest bırakmayan bir yeni kölelik doğdu. Yiyip içip avare dolaşan mutsuzlar kalabalığı oluştu. İnsanı yaşadığı yere mıhlayan, emeklilik hakkını ve statüsünü kaybetmemek için kafasına göre yaşamayı erteleyen bir meslek fikri oluştu. Hayatı yaşamak için emekli olmayı bekleyen bedbahtlar geldi. Bu bir zindan olmaktan başka nedir?

Ali Şeriati yanılıyor. Toplum zindanından bilimsel- toplumbilimci bir bilinçle çıkılamıyacak. Ancak ahlâkî bir duruş, ahlâkî bir muhit, değerlerinde tahammül ederse, erdemli toplum olma iştiyakı gayrete gelirse, içtimailik değişebilir; toplum zindanı kırılabilir.

 

-          ŞERİATİ Ali, İnsanın Dört Zindanı, Bir Yayıncılık, 1985

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !